Hipnoz herkes için uygun mu?
Hipnoz pek çok kişi için düşük riskli bir yöntemdir, ancak herkese ve her durumda uygun değildir. Bazı durumlarda hipnozdan önce psikiyatrik bir değerlendirme ve tedavi, bazılarında tıbbi bir değerlendirme gerekir; bazılarında ise hipnoz ancak yöntemi kişiye göre uyarlayarak ve bu alanda deneyimli bir uzman tarafından kullanılabilir. Aşağıdaki başlıklar genel bir çerçeve sunar; hipnozun sizin için uygun olup olmadığı, öykünüzün ayrıntılı olarak konuşulduğu bir ön görüşmede netleşir.
Literatürde bu konuda ihtiyatlı bir dil kullanılır. "Kontrendikasyon" sözcüğü bazen "asla yapılmaz", çoğu zaman ise "önce başka bir şeyin yapılması ya da çok dikkatli olunması gerekir" anlamına gelir. Bu sayfadaki maddeleri de bu ihtiyatla okumanızı öneririz.
Hangi durumlarda önce psikiyatrik değerlendirme gerekir?
Hipnozla ilgili klinik derlemelerde psikotik bozukluklar, histriyonik ve borderline kişilik bozuklukları ile sorunun çözümünü bütünüyle uygulayıcıya bırakan pasif bir tutum, hipnozun genel kontrendikasyonları arasında sayılır. Bunlara pratikte bazı başka durumlar da eklenir:
- Aktif psikoz: Halüsinasyonlar, sanrılar ya da gerçeklik değerlendirmesinde belirgin bozulma varsa, gerçeklik algısını zorlayabilecek imgeleme ve telkin çalışmaları önerilmez. Bu dönemde öncelik psikiyatrik tedavidir. Şizofrenide hipnozu inceleyen Cochrane derlemesi de bu alandaki çalışmaların az, küçük ve eski olduğunu, hipnozun yarar sağladığına dair açık bir kanıt bulunmadığını bildirmiştir.
- Bazı ağır dissosiyatif tablolar: Kişinin kendinden ya da çevresinden belirgin biçimde koptuğu, bellek boşluklarının yaşandığı ağır dissosiyatif bozukluklarda hipnoz tamamen dışlanmaz; ancak yalnızca bu alanda özel eğitim almış klinisyenlerce, kapsamlı bir değerlendirme ve dengeleme döneminin ardından düşünülebilir. Hazırlıksız bir hipnoz çalışması kopukluk yaşantısını artırabilir.
- Bazı kişilik örüntüleri: Yoğun ve ani duygu dalgalanmaları, terapötik ilişkide sık kopmalar ya da güçlü bir "kurtarılma" beklentisi varsa, hipnozdan önce sağlam bir terapi ilişkisi ve çerçevesi kurulması gerekir. Bu, söz konusu kişilerin hiçbir koşulda hipnozla çalışamayacağı anlamına gelmez; hipnozun zamanlamasının ve biçiminin dikkatle seçilmesi gerektiği anlamına gelir.
- Akut kriz dönemleri: Yoğun intihar düşünceleri, akut mani ya da ağır depresyon dönemlerinde öncelik güvenlik ve uygun tedavidir. Hipnoz bu dönemlerde bir başlangıç noktası değildir.
- Alkol ya da madde etkisi: Alkol ya da madde etkisi altındayken hipnoz uygulanmaz; dikkat, yargılama ve bilgilendirilmiş onam verme kapasitesi bu durumda zayıflar. Tıbbi destek gerektiren bir bağımlılık söz konusuysa önce bu ele alınır.
Holistik Psikoterapi'de psikiyatrist bulunmaz ve psikologlar ilaç yazamaz. İlaç tedavisi gerektiren durumlarda danışanlar bir psikiyatriste yönlendirilir. İlaç tedavisi ile psikoterapi birbirinin alternatifi değildir; çoğu durumda birlikte yürütülebilir.
Hangi tıbbi durumlar dikkat gerektirir?
Hipnoz bedensel bir hastalığın tedavisinin yerini tutmaz. Bu nedenle tıbbi durumlarda temel ilke, önce hekim değerlendirmesidir:
- Nedeni bilinmeyen bedensel belirtiler: Ağrı, baş ağrısı, sindirim sorunları ya da açıklanamayan yorgunluk için hipnoza başvurmadan önce tıbbi bir değerlendirme yapılmalıdır. Hipnoz belirtilerin algılanma biçimini değiştirebildiği için, tedavi gerektiren bir hastalığın gözden kaçmasına yol açmamalıdır.
- Bilinen kronik hastalıklar: Epilepsi, kalp ve damar hastalıkları ya da astım gibi bir durumunuz varsa ön görüşmede belirtmeniz gerekir. Özellikle yoğun duyguların ortaya çıkabileceği çalışmalar planlanırken bu bilgi dikkate alınır; gerekirse hekiminizin görüşü de alınır.
- Kullandığınız ilaçlar: Uyku hâli yapan ya da dikkati etkileyen ilaçlar hipnoz deneyimini değiştirebilir. Hekiminizin önerdiği hiçbir ilacı hipnoz nedeniyle kendi başınıza bırakmamalısınız.
- Belirgin bellek ve bilişsel güçlükler: Bellek sorunlarının bulunduğu durumlarda sahte anı oluşma riski daha da önem kazanır; geçmişe yönelik çalışmalardan kaçınılır.
Çocuklar ve ergenler için hipnoz uygun mu?
Çocuk ve ergenlerle de hipnoz çalışılabilir; çocukların hayal gücü ve imgeleme becerisi bu çalışmalarda önemli bir kaynak olarak kullanılır. Ancak çocuklarla hipnoz ayrı bir uzmanlık alanıdır. Bu alandaki klinik derlemeler, hipnozun çocuğun gelişim düzeyine göre uyarlanması gerektiğini, yalnızca hem hipnoz hem de çocuklarla çalışma konusunda eğitimli klinisyenlerce ve kendi uzmanlık sınırları içinde kullanılması gerektiğini ve hiçbir koşulda eğlence amacıyla kullanılmaması gerektiğini vurgular. Ebeveyn ya da yasal vasinin bilgilendirilmesi ve onayı da şarttır.
Kıbrıs Hipnoz'un yazarı Erdem Akgün hipnoterapide yetişkinlerle çalışır. Holistik Psikoterapi'de 0–18 yaş arası çocuk ve ergenlerle Psikolog Kevser Akgün çalışır; çocuğunuzla ilgili bir kaygınız varsa ilk adım, onun gelişim düzeyine uygun bir değerlendirmedir.
Hipnozun olası yan etkileri nelerdir?
Uygun kişilerde ve eğitimli bir uzman tarafından uygulandığında hipnozun yan etkileri seyrektir ve çoğunlukla geçicidir. Seans sonrasında baş dönmesi, uyku hâli ya da yorgunluk, baş ağrısı, kaygıda geçici artış ve uyku güçlüğü bildirilmiştir. Geçmişle ilgili çalışmalarda yoğun duyguların ortaya çıkması da mümkündür; bu yüzden böyle çalışmalar ancak yeterli hazırlıktan sonra ve seans içinde bu duyguları karşılayabilecek bir çerçevede yapılır. Hipnoz ve bellekle ilgili riskleri hipnoz mitleri sayfasında ayrıca ele alıyoruz.
Uygunluk nasıl değerlendirilir?
Uygunluk, ilk görüşmede sorulan ayrıntılı sorularla değerlendirilir: psikiyatrik geçmiş, kullanılan ilaçlar, madde kullanımı, tıbbi durumlar ve hipnozdan beklentiler. Gerekirse hipnoza başlamadan önce bir psikiyatriste ya da hekime yönlendirme yapılır. Ön görüşmenin nasıl ilerlediğini hipnoterapi nasıl uygulanır sayfasında anlatıyoruz. Hipnoz sizin için uygun bulunmazsa bu, yardım alamayacağınız anlamına gelmez; aynı sorun hipnoz kullanılmadan da psikoterapiyle ele alınabilir. Hipnozun hangi sorunlarda ne ölçüde desteklendiğini merak ediyorsanız kullanım alanları sayfasına göz atabilirsiniz.