Hipnozun bilimsel tanımı nedir?
Hipnoz, dikkatin belirli bir deneyime yoğunlaştığı, çevredeki uyaranların arka plana çekildiği ve telkinlere yanıt verme kapasitesinin arttığı bir bilinç hâlidir. Bu tanım, Amerikan Psikoloji Derneği'nin (APA) psikolojik hipnozla ilgilenen bölümü Division 30'un 2014'te güncellediği resmî tanıma dayanır ve bugün hipnozla ilgili bilimsel yayınlarda sıkça başvurulan bir çerçevedir.
Division 30 yalnızca hipnozu tanımlamakla kalmaz, sık karıştırılan dört kavramı da birbirinden ayırır:
| Kavram | Ne anlama gelir? |
|---|---|
| Hipnoz | Odaklanmış dikkat ve azalmış çevresel farkındalıkla birlikte, telkine yanıt verme kapasitesinin arttığı bilinç hâli |
| Hipnotik indüksiyon | Hipnoz hâlini başlatmak için kullanılan yöntem ya da prosedür |
| Hipnotize olabilirlik | Kişinin hipnoz sırasında bedeninde, duyumlarında, duygularında, düşüncelerinde ya da davranışında telkin edilen değişiklikleri deneyimleyebilme yeteneği |
| Hipnoterapi | Hipnozun tıbbi ya da psikolojik bir sorunun tedavisinde kullanılması |
Bu ayrım pratikte önemlidir. Hipnoz bir hâli, indüksiyon o hâle geçişi sağlayan yolu, hipnoterapi ise bu hâlin bir tedavi amacıyla kullanılmasını anlatır. Birinin "hipnoz yaptım" demesi, ortada bir tedavi olduğu anlamına gelmez.
Trans hâli nedir, uykuyla aynı şey mi?
"Hipnoz" sözcüğü Yunanca uyku anlamına gelen hypnos'tan türetilmiştir; terimi 19. yüzyılda İskoç cerrah James Braid yaygınlaştırmıştır. Adına rağmen hipnoz bir uyku değildir. Hipnozdaki kişi çevresindeki sesleri duyar, konuşabilir, isterse gözlerini açabilir ve çoğu zaman seansta olanları hatırlar.
Gündelik dilde "trans" denilen şey de aslında hepimizin tanıdığı bir deneyimdir. Sürükleyici bir kitaba dalıp yanınızda konuşulanları duymamak, her gün geçtiğiniz bir yolda araba kullanırken yolun bir bölümünü fark etmeden geçmek ya da bir müziğe kendinizi kaptırmak, dikkatin bir noktada toplanıp geri kalan her şeyin arka plana çekildiği anlardır. Klinik hipnozda bu doğal dikkat biçimi bilinçli olarak, bir amaç doğrultusunda ve sizin iş birliğinizle kullanılır.
Hipnoza çoğu zaman bir gevşeme hissi eşlik eder, ancak gevşeme tanımın zorunlu bir parçası değildir. Gözler açıkken ya da kişi hareket hâlindeyken de hipnozla çalışılabilir. Asıl belirleyici olan, dikkatin daralıp yoğunlaşması ve bu odaklı hâlde telkinlerin daha canlı ve gerçekçi biçimde deneyimlenebilmesidir.
Beyin araştırmaları hipnoz hakkında ne söylüyor?
Hipnozun yalnızca "hayal gücü" ya da "rol yapma" olup olmadığı uzun süre tartışıldı. Beyin görüntüleme çalışmaları bu tartışmaya yeni veriler ekledi. Stanford Üniversitesi'nden araştırmacıların 2017'de Cerebral Cortex dergisinde yayımladığı fonksiyonel MR çalışmasında, hipnoza yatkınlığı çok yüksek ve çok düşük olan sağlıklı gönüllüler karşılaştırıldı. Hipnoz sırasında üç belirgin değişiklik gözlendi:
- Dorsal anterior singulat kortekste etkinliğin azalması. Bu bölge, dikkat ve "neyin önemli olduğunu" değerlendirme süreçleriyle ilişkilidir.
- Dorsolateral prefrontal korteks ile insula arasındaki bağlantının artması. Bu bağlantı, beynin bedenden gelen sinyalleri işleme ve düzenleme biçimiyle ilgilidir.
- Dorsolateral prefrontal korteks ile varsayılan mod ağı arasındaki bağlantının azalması. Varsayılan mod ağı, kişinin kendisi üzerine düşünmesiyle ilişkilendirilen bir beyin ağıdır.
Araştırmacılar bu değişiklikleri hipnozun tipik özellikleriyle, yani odaklanmış dikkat, bedensel ve duygusal süreçler üzerinde artan kontrol ve yaptığı şeyi dışarıdan izleyen öz bilincin geri çekilmesiyle ilişkilendirdi. Bu bulgular hipnozun ölçülebilir beyin değişiklikleriyle birlikte seyrettiğini gösteriyor. Yine de beyinde tek bir "hipnoz merkezi" bulunmuş değil; farklı çalışmaların sonuçları her zaman örtüşmüyor ve hipnozun nasıl işlediğine dair kuramsal tartışma sürüyor.
Klinik hipnoz, hipnoterapi ve sahne hipnozu arasındaki fark nedir?
Üçü de aynı temel olguya dayanır ama amaçları, uygulayıcıları ve çerçeveleri birbirinden çok farklıdır.
| Klinik hipnoz | Hipnoterapi | Sahne hipnozu | |
|---|---|---|---|
| Amaç | Bir sağlık sorununu ya da tıbbi işlemi desteklemek | Psikolojik bir sorunu psikoterapi içinde ele almak | Seyirciyi eğlendirmek |
| Uygulayan | Hipnoz eğitimi almış hekim, diş hekimi ya da psikolog | Hipnoz eğitimi almış psikoterapist | Gösteri sanatçısı |
| Çerçeve | Değerlendirme, bilgilendirme ve onam | Terapötik ilişki, gizlilik ve ortak hedefler | Seyirci önünde, seçilmiş gönüllülerle |
"Klinik hipnoz" şemsiye bir terimdir; hipnoterapi bunun psikoterapi içindeki kullanımıdır. Sahne hipnozunda ise gösteriyi yapan kişi, gönüllüler arasından telkinlere en güçlü yanıt verenleri seçer. Seyirci önünde olmanın yarattığı sosyal baskı ve "bir şey yapma" beklentisi de sahnede görülen davranışları biçimlendirir. Hipnozun insanı iradesiz bir kuklaya çevirdiği izlenimi büyük ölçüde bu gösterilerden doğar. Tıp literatüründe de bu algının hipnozun sağlık alanında kullanılmasının önündeki başlıca engellerden biri olduğu vurgulanır; çocuk ve ergenlerle çalışan klinik hipnoz uzmanları da hipnozun eğlence amacıyla kullanılmamasını açıkça önerir.
Hipnoz tek başına bir tedavi midir?
Hayır. Hipnoz bir tedavi yönteminin kendisi değil, bir tedavinin içinde kullanılan araçtır. Aynı hipnoz hâli, bilişsel davranışçı bir çalışmada korkulan bir durumu zihinde prova etmek için, psikanalitik bir çalışmada bir duygunun anlamını keşfetmek için, Ego State terapide ise kişiliğin farklı yanlarıyla iletişim kurmak için kullanılabilir. Bu yaklaşımların ne zaman tercih edildiğini hipnoterapi yöntemleri sayfasında ayrıntılı olarak anlatıyoruz.
Hipnozun kime, hangi amaçla ve nasıl uygulanacağına bir ön değerlendirmeyle karar verilir. Bir seansın adım adım nasıl ilerlediğini hipnoterapi nasıl uygulanır sayfasında, hipnozla ilgili yaygın korkuları ve yanlış inanışları ise hipnoz mitleri sayfasında bulabilirsiniz. Girne'deki merkezde hipnozun psikoterapi içinde nasıl kullanıldığını merak ediyorsanız Holistik Psikoterapi'nin hipnoterapi sayfasına da göz atabilirsiniz.